Ana içeriğe atla

Arama formu

Cuma, Kasım 15, 2013 - 11:25

Hocaefendi, 'dershane kapatan taslağı' yorumladı

Fethullah Gülen Hocafendi, dershanelerin kapatılması girişimi konusunda önemli değerlendirmelerde bulundu.

Sohbetin yayınlandığı Herkul.org sitesinde yapılan açıklamada, Zaman'daki MEB'in hazırladığı taslak haberini gördükten sonra çok üzüldüğü  ve 'hâcet namazı' çağrısı yaptığı belirtildi.

Gelişme karşısında istihkamet gösteren Fethullah Gülen Hocaefendi, "Mümin sarsılabilir ama devrilmez, meseleye öyle bakmak lazım." ifadelerini kullanıp, "Musibetler karşısında dişini sıkıp sabretmeli."dedi.

"Bir tane öğretmen arkadaşımızın bile, dershaneler kapanırsa ne iş yaparız gibi hiç bir endişesi yok. Arkadaşlarımız kaygısı yok." şeklindeki sözler üzerine ise Hocaefendi şu çok önemli tespitlerde bulundu:

"Teşekkür ederim, demek ki oturmuş arkadaşlar. Hizmet duygusu düşüncesi itibariyle, emvac-ı karardide olmuş. Cennetin kapılarını bile bunlar kapamak isteyebilirler. Bunlar girmesinler biz girelim, en azında önce biz girelim. Bunların zaten girmeye hakkı yok diyenler çıkabilir. 60 ihtilalinden bu yana onu da gördük tokadını yedik, 70 darbesini gördük tekmesini yedik. 80 darbesini gördük onunda çiftesini yedik. Hepsinden bir şey yedik. Fakat tekme atan tokat atan çifte atanın şimdi hesapları görülüyor. Biz yapmadık onu, kader hüküm verdi ve kaderin o mevzuda figürü olarak kullandığı insanlar, onları öyle yaptılar. Bana dokunan bir yanı vardı, yaşlı başlı adamlar böyle orada hesap verince ciğerim yanıyor benim. Elimden bir imkan olsa ben onların hepsine serbestsiniz derim. Ne var ki birileri onları planlıyor, yapıyor, 'Topuklarını birbirlerine vurdu. Karşımızda dimdik durdu bu adamlar. Bunlara bunu dedirttik.' diyorlar bir taraftan kapalı kapılar ardından diyorlar, fakat bir taraftan da camia onu sanki bir kısım elamanlarına yaptırtıyormuş gibi onlara fısıldıyor. Bir taşla iki kuşu vurma gibi bir nifak hareketi içinde bulunuyorlar. Bana yakışmayan şeyler ama müsaadenizle bu kadarını da söyleyeyim."

Cuma, Kasım 15, 2013 - 11:13

Gribe yakalanmamak için vücut ısınızı koruyun

Kulak burun boğaz uzmanı Op. Dr. Murat Koç, kış aylarında vücut ısısı korunduğu takdirde gribe yakalanma riskinin azalacağını söyledi.

Özel Memorial Hastanesi Kulak Burun Boğaz Uzmanı Op Dr. Murat Koç, yaklaşan kış ayları ile birlikte gribal virüslerin artacağını söyleyerek vatandaşlara dikkat edilmesi gereken konular hakkında bilgi verdi. Mevsim geçişlerinde görünen solunum yolu enfeksiyonlarının iki ana başlıkta değerlendirildiğinin altını çizen Koç, "Basit soğuk algınlığı hastalıkları ve gribal hastalıklar, gribin neden olduğu diğer kulak burun boğaz hastalıkları, boğaz enfeksiyonu, faranjit ya da bademcik iltihabıdır. Toplumda yaygın olarak görülen soğuk algınlığı halidir. Bunu yapan çok sayıda etken mevcuttur. Etkenlerin yüzde 90'ının dan fazlası virüslerdir. Soğuk algınlığı yapan virüsler, özellikle vücut ısısındaki ani değişimlere çok duyarlıdır. Vücut ısısındaki ani düşüşler, bizde enfeksiyon yapmasını kolaylaştırıyor. Bu mevsim geçişlerinde hem gün içerisindeki ısı değişiklikleri hem de 1 aylık periyodu ele aldığımızda, günler bazında yaşadığımız ani ısı değişiklikleri vücudun direncini ciddi anlamda düşürüyor ve soğuk algınlığına sebebiyet veriyor. Gribal hastalıklarda, vücut ısısının değişimi kadar beslenme de çok önemlidir çünkü gribal enfeksiyonlar, soğuk algınlığına yol açan diğer enfeksiyonlardan biraz daha ağır geçiyor. Bunda da vücudun besin desteğini iyi yapmamız gerekiyor" ifadelerini kullandı.

"Grip aşınsını herkese önermiyoruz"Grip aşısının kullanımı hakkında da bilgi veren Murat Koç, şunları kaydetti:"Grip aşısı toplumda yaygın olarak hemen herkese önerebileceğimiz bir aşı değil. Aşı her yıl enfeksiyon yapan 2 veya 3 virüs ajanına karşı bizi koruyor. Oysa ki biz onlarca virüs etkeni ile karşı karşıyayız. Grip aşısının içeriğinde olmayan, herhangi  farklı bir virüs bizi enfekte edebilir. Aşıdan yüzde 100 koruyuculuk beklememek gerekiyor. Bizim aşıları önerdiğimiz hasta grubu 65 yaş üstü yaşlılar, genç erişkin grupta kronik hastalığı olan, herhangi bir nedenle kemoterapi görmüş kanser hastaları, kronik akciğer hastaları ve düşkün vaziyette olan yaşlı hastalara bakanlar."

Cuma, Kasım 15, 2013 - 11:06

2,5 dönüm arazisini cami yapılması için bağışladı

Bitlis'te ikamet eden 75 yaşındaki hayırsever Cemile Derman, geçen yıl kaybettiği eşinden miras kalan 2 bin 500 metrekare araziyi cami yapılması için Türkiye Diyanet Vakfı Bitlis Şubesi'ne bağışladı.

Cami için arazi bağışlayan Cemile Derman'ı, Zeydan Mahallesindeki evinde ziyaret eden Bitlis Müftüsü Abdülkerim Akbaba, herkese örnek olacak bir davranışta bulunan Cemile Derman'a teşekkür edip, Kur'an-ı Kerim hediye etti.

Cemile Derman'ın örnek bir davranış sergilediğini belirten Müftü Akbaba, "Cemile Ninemizden Allah razı olsun. Örnek bir davranış sergiliyor, geçici olanı değil de kalıcı olanı tercih ediyor. Cami yapanlar, yer verenler, camiye en küçük bir şekilde hizmet edenler ayeti kerime ve hadisi şeriflerde övülmüşlerdir. Bitlis Organize Sanayi Bölgesi yakınındaki bu arsa çok değerli. Kendileri de Allah katında değerli olsun, Allah kendilerinden razı olsun." diye konuştu.

Cemile Derman ise bağışladığı arazi üzerine bir cami yapılmasını istediğini belirterek, "Dünya geçici onun için bu bağışı yapıyorum." dedi.

Perşembe, Kasım 14, 2013 - 16:32

MEB açıklama yaptı, 'kapatmıyoruz' diyemedi

Zaman'ın, dershanelerin kapatılmasına yönelik hazırlanan yasa taslağı haberine Milli Eğitim Bakanlığı'ndan açıklama geldi. Taslağı yalanlayamayan ve 'dershaneleri kapatmıyoruz' diyemeyen Bakanlık, metindeki ifadelerin gerçeği yansıtmadığını ileri sürdü.  Oysaki ZAMAN, taslağı yayımlayarak buradaki cümlelere bire bir yer verdi.

İşte yapılan açıklamanın tam metni

Bugün, Zaman Gazetesi'nde "Eğitime Büyük Darbe", Samanyolu Haber Kanalı'nda "Eğitimde Sıkı Yönetim Dönemi", başlıklı haberlerin içine, Millî Eğitim Bakanlığı'nın mevzuat çalışmaları ile ilgili, kamuoyunu yanlış yönlendirecek yalan unsurların monte edildiği görülmektedir. Sosyal medyada ise bu yalan haber unsurları ekseninde, "Eğitime Darbe Planı" başlığı ile sistematik bir kampanya yürütülmektedir.

Millî Eğitim Bakanlığı Türkiye'nin eğitim politikalarında sağlıklı adımlar atılması ve eğitim sisteminin sorunlarının giderilmesi amacıyla ilgili kanun, genelge ve yönetmeliklerde bazı değişiklikler yapılmasına ilişkin çalışmalarını kendi yetki ve sorumlulukları çerçevesinde, demokratik hukuk devletinin gereklerine ve bakanlığın kurumsal kültürüne uygun olarak yürütmektedir.

Bakanlığımız, 2010-2014 Millî Eğitim Bakanlığı Stratejik Planı'nda da kamuoyuna açıklandığı üzere dershanelerin özel okullara dönüşmesini kolaylaştıracak bazı teşvikleri öngören bir yasa önerisi hazırlığı içindedir. Ancak bu hazırlıklar esnasında en çok riayet edilen husus, başta dershane çalışanları, öğrenciler ve veliler olmak üzere hiç kimsenin mağdur edilmemesi, Türkiye'de özel sektörün eğitim alanında daha etkin bir biçimde yer alması ve okul dışı alternatif programlar uygulayan kurumlara bağımlılığın ortadan kaldırılmasıdır.

Bu kapsamda, "haberde" ileri sürüldüğü gibi dershanelere para cezası uygulamak, sıkıyönetim uygulamaları getirmek, yazı-reklam-broşür yayınlayan dershanelere maddî yaptırım getirmek gibi alenen yalan ve ilgili kamuoyunu kışkırtıcı ifadeler taslak metinde kesinlikle bulunmamaktadır. Tam aksine Bakanlığımızca yapılan ve yakında ayrıntıları paylaşılacak olan çalışmalarda, dershanelerin özel okula dönüştürülmesi için birçok alternatif ve teşvikler öngörülmektedir.

Bu "haber"lerde yer alan bir diğer yalan da, söz konusu yasal düzenlemelerin TBMM'de olağan yasalaşma süreçlerinin dışına çıkılarak yapılacağı iddiasıdır."

Perşembe, Kasım 14, 2013 - 11:57

Eğitime büyük darbe

Milli Eğitim Bakanlığı Müsteşarı Yusuf Tekin başkanlığındaki bir heyet tarafından hazırlandığı iddia edilen yasa taslağı, eğitime darbe vuracak değişiklikler içeriyor. Dershaneler, etüt merkezleri ve tüm kursların kapatılmasını öngören taslağın bu haliyle yasalaşması durumunda, okullardaki eğitim eksiklikleri takviye ders ve kurslarla telafi edilemeyecek. Özellikle doğu illerindeki öğrencilerin daha iyi lise ve üniversitelerde okuma imkanı da ortadan kalkacak.

 

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) müsteşarı Yusuf Tekin başkanlığında bir ekibin hazırladığı öne sürülen kanun taslağı, özel öğretim başta olmak üzere bütün eğitim sistemine darbe vuracak kritik değişiklikler öngörüyor. Bir torba yasaya eklenerek oldubittiyle Meclis’in gündemine getirilmesi planlanan taslağa göre, dershaneler ve bütün etüt merkezleri 2013-2014 eğitim-öğretim yılı bitiminde kapatılacak. Karara uymayanlara 500 bin liradan başlayan astronomik cezalar verilecek. Taslak, bakanlığın daha önce, ‘Dershaneler MEB’e bağlı olmadan eğitimi sürdürecek’  şeklindeki açıklamalarını da yalanlıyor. Taslak yasalaştığında ortaöğretime veya yükseköğretime giriş sınavlarına yönelik,  evlerdeki özel dersler de dâhil, hiçbir özel kurs verilemeyecek. Önemli değişikliklerden biri de MEB’in kalbi olarak bilinen Talim ve Terbiye Kurulu (TTK) yetkilerinin feshi. Eğitim bilimciler ve akademisyenlerden oluşan TTK’nın, bütün karar verme ve denetleme yetkileri elinden alınıyor, kurul ‘bilimsel danışma ve inceleme organı’na dönüştürülüyor. Bu düzenlemeyle eğitim sisteminin tamamen denetimsiz hale geleceği belirtiliyor.

Kamuoyundan gelen tepkilere ve eğitim camiasının olumsuz görüşüne rağmen dershanelerin kapatılmasıyla ilgili kanun taslağı tamamlandı. Tasarıya göre ‘dershane’ kavramı kanundan tamamen çıkartılıyor. Bunun yanında kapatılan dershanelerin etüt merkezi olarak çalışmasının önüne geçilebilmesi için yasadaki ‘etüt merkezi’ bölümü de tamamen yok ediliyor. Taslakta ‘ortaöğretime ve yükseköğretime hazırlık’ içeren kurs ve benzeri yapılanmaların önünün kesilmesi de hedefleniyor. Taslağa göre dershaneler, 2013-2014 sezonunun bitimiyle kapatılacak. 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu’na geçici maddeler eklenmek suretiyle yapılan taslakta, dershanelerin özel okula dönüşümleri için 3 yıl süre tanındı. Bu sürede dönüşemeyenler kapatılacak. Dershane olarak çalışmaya devam edenlere 500 bin ile 1 milyon lira arasında ceza verilecek. Kapatılan dershanelerin işsiz kalan öğretmenleri de KPSS şartı aranmaksızın MEB kadrolarına mülakatla atanacak.

Milli Eğitim Bakanlığı’nda hazırlanan taslak, kamuoyunda aylardır tartışılan dershanelerin kapatılmasının yanı sıra fakir öğrencilerin ücretsiz eğitim aldığı etüt merkezlerini de kapsıyor. Talim Terbiye Kurulu’nun bütün yetkilerini kaldıran taslak, dershane öğretmenlerinin Milli Eğitim kadrosuna dahil edilmesini ise mülakat şartına bağlıyor.

Sıkıyönetim uygulaması gibi

Yasa taslağında yer alan Ek-1 maddeye göre, dershane olmaya devam edenler hakkında ağır hükümler yer alıyor. Buna göre;

Bu kanuna ve kanunun uygulanmasına ilişkin yönetmeliklerde gösterilen koşullara uymayan dönüşüm kapsamında kurulan eğitim kurumları ile mevzuata aykırı ya da izinsiz eğitim faaliyeti gösterenler hakkında, diğer mevzuattaki ceza hükümleri saklı kalmak kaydıyla, bu maddede belirtilen cezalar uygulanacak.

Uyarma cezasına rağmen gerekli düzenlemenin yapılmaması (kapatılmaması veya dönüşüme gidilmemesi) veya Bakanlıkça istenen bilgi veya belgelerin zamanında verilmemesi veya yanıltıcı bilgi ya da belge verilmesi halinde 500 bin lira para cezası uygulanacak.

Yazı, reklam, afiş, broşür ve benzeri araçlarla Bakanlığın veya müşterilerin yanıltılması veya yanıltıcı unvan kullanılması halinde 1 milyon lira para cezası uygulanacak.

Bakanlığın izni olmadan eğitim kurumunu devredenlere ise 1 milyon lira para cezası kesilecek. Aynı yıl içinde verilecek cezaların üç kez tekrarı halinde tek yerine bütün cezaların toplamı kadar para cezası uygulanacak.

Okula dönüşen kurumlarda bakanlığın belirlediği tarife dışında fiyat uygulanması halinde, fazladan alınan ücretin 20 katı ceza kesilecek.

Para cezalarına ilişkin ilk itiraz 7 gün içinde bakanlığa yapılabilecek. Bakanlık kararına karşı idare mahkemesinde dava açılabilecek.

Dönüşüm kapsamında kurulan eğitim kurumları, işyerini kapatıp 1 yıl içinde tekrar eğitim faaliyetine başlamazsa teşvik uygulamalarında yararlandıkları indirim tutarını devlete geri ödeyecek.

Bakanlar Kurulu ve Meclis Komisyonu by-pass edilecek

Milli Eğitim Bakanlığı’nda bir heyet tarafından hazırlandığı iddia edilen kanun taslağının içeriğinin yanı sıra yasalaşma süreci de tartışmalara yol açacak nitelikte. Alınan bilgilere göre, bu kadar kritik maddeleri barındıran taslak, Bakanlar Kurulu’na getirilmeyecek, bakanların imzasına açılmadan TBMM’ye sunulacak. Meclis Milli Eğitim Komisyonu’nda da ele alınması beklenmeyen taslak, genel kurulun gündemindeki bir torba kanuna önerge olarak eklenecek. Böylece hem hızlı bir şekilde geçirilmiş olacak hem de kamuoyunda daha fazla tartışılmadan yasalaşması sağlanacak.

EĞİTİME PİYANGO’DAN KAYNAK

Milli Eğitim Bakanlığı’nın hazırladığı kanun taslağıyla eğitim kurumlarının ihtiyaçlarının karşılanması için şans oyunları hasılatından alınan vergi, fon ve paylardan MEB’e ödenek aktarılacak. Ayrıca mevcut kanunun 43. maddesinde yapılacak değişikliğe göre eğitim bilimleri, genel yetenek ve genel kültür ile alan bilgisi sınavlarını başarıyla geçecek olan öğretmen adayı ayrıca mülakata alınacak. Adaylar, mülakatı kazandığı takdirde öğretmen olabilecek. Böylece bir öğretmen adayı 4 ayrı sınava tabi tutulmuş olacak. Hakim ve savcı adaylarına getirilen mülakat sınavlarının ardından yurtdışında yüksek lisans ve doktora eğitimini tamamlamak isteyenlere de mülakat sınavı geliyor. Yasa taslağına göre öğrencinin yurtdışına gönderilmesinde ALES puanı ve mezuniyet notunun yanı sıra mülakat sınav puanı da etkili olacak. Hakim ve savcı sınavlarından sonra yapılan mülakat sınavları, özellikle CHP ve MHP tarafından yargıda kadrolaşma eleştirilerinin odağına oturmuştu.

ETÜT MERKEZLERİ BİLE KAPATILIYOR

Fakir öğrencilerin eğitim aldığı etüt merkezleri ve derse yardımcı merkezler de dershanelerle birlikte kalkıyor. 

‘Milli Eğitim’in ruhu’ olarak bilinen ve eğitim politikalarına yön veren Talim ve Terbiye Kurulu (TTK) da kanun taslağına göre by-pass ediliyor. MEB’de ders saatleri, programları, uygulamaları ve programların değerlendirilmesi ile ilgili en üst karar organı olan TTK, bir danışma kuruluna dönüştürülecek. Taslağa göre TTK’nın yetkilerinin yer aldığı 28. maddede yapılacak değişiklikle kurulun görevleri ‘görüş verme’ ve ‘inceleme’ye dönüştürülecek. Mevcut kanunda MEB’e bağlı genel müdürlükler, hazırladıkları program, eğitim araçları, ders kitapları ve araç gereçlerini TTK’ya sunuyordu. Eğitim programları bakan onayladığı takdirde hayata geçiyor, bakan isterse düzeltme yapılması için TTK’nın kararını iade edebiliyordu. Yasa taslağında, Bakanlığa bağlı müdürlüklerin yetkilerinin yer aldığı mevcut yasanın ilgili bölümünde “…hazırlamak veya hazırlatmak ve Talim ve Terbiye Kurulu’na sunmak” ifadesi “Talim ve Terbiye Kurulu’nun da görüşünü alarak hazırlamak veya hazırlatmak” şeklinde değiştirildi. Böylece müdürlüklerin hazırlayacağı ders içerikleri, kitaplar ve değişiklikler denetim dışı kalacak.

Bakanlığın hazırladığı taslakta TTK’nın kaldırılmasına ilişkin gerekçe olarak “Talim ve Terbiye Kurulu esasen eğitim alanında faaliyet gösteren bir vesayet kurumu niteliğindedir. TTK’nın bu yapıdan çıkarılması devlet yönetiminde sivilleşme ve demokratikleşme adımlarının bir devamı olarak görülmektedir.” ifadeleri kullanıldı. Gerekçede MEB’in en yüksek karar merciinin bakan ve müsteşar olduğu vurgulanarak, “Bir kurulun karar organı olarak öngörülmesi bakanlık organizasyonundan ziyade şirket organizasyonu yapısına uygundur.” denildi. TTK’nın varlığının Bakanlığın hiyerarşisine ters olduğu belirtildi.

TTK, 22 Mart 1926’da ilk Millî Eğitim Bakanı Mustafa Necati döneminde TBMM tarafından çıkarılan 789 sayılı ‘Maarif Teşkilatına Dair Kanun’a dayanılarak Millî Talim ve Terbiye Dairesi adıyla kurulmuştu. Denetleme ve karar alma organı olarak hizmet veren TTK, ders kitabı hazırlamak dahil okul ve okul dışı politikalar konusunda üretim üssü olarak Bakanlığın en hayati organı. Aynı zamanda Milli Eğitim politikalarına yön veren Milli Eğitim şûralarını da TTK düzenliyor. Halen Prof. Dr. Emin Karip’in başkanlığını yürüttüğü kurulun diğer üyeleri de alanında uzman olan şu eğitimcilerden oluşuyor: Prof. Dr. Mehmet Babayiğit, Prof. Dr. Cengiz Alacacı, Doç. Dr. Güray Kırpık, Doç. Dr. Hatice Duran Yıldız, Dr. Hüseyin Şirin, Dr. İbrahim Demirci, Abdulkadir Yılmaz ve İbrahim Bükel.

TASLAKTA NELER VAR?

İşsiz kalacak öğretmene mülakat

Taslakla, kapatılan dershanelerin işsiz kalan öğretmenlerine kadro vaadi veriliyor. Ancak, bu mülakat şartına bağlanıyor. Değişen kanun kapsamında eklenen 48. maddede ise “Aday öğretmenler sınav ve mülakatla alınacak.” hükmü getirilerek bu uygulamaya zemin hazırlanmış oluyor. KPSS sınavını derece ile kazanıp kadro açılmaması sonucu atanamayan binlerce öğretmenin durumu ise muğlak kalıyor. Ayrıca öğretmenlere, girdikleri ders saatine göre verilen ek ödemeler artacak. Yeni düzenlemeyle normal bir öğretmen kadrosunun ek ödeme oranı yüzde 100’e, uzman öğretmenin yüzde 120’ye, başöğretmenin ise yüzde 140’a çıkacak. Böylece daha önce ödeme oranı 65 olan öğretmen 468 TL ek ders ücreti alırken, yeni dönemde 252 TL’lik artışla 721 lira alacak. MEB’in önerisiyle 2009’da çıkan ancak Danıştay tarafından iptal edilen uzman ve başöğretmenlik mekanizmaları da bu kanunla yeniden getiriliyor. Öğretmen, uzman öğretmen ve başöğretmen olmak üzere üç tip öğretmenlik sistemi geliyor.

Azınlık okulları herkese açılıyor

Mevcut yasaya göre azınlık okullarına sadece kimliklerinde gayrimüslim olduğu yazanlar ile çifte vatandaş statüsündekiler gidebiliyordu. Yeni düzenlemeyle azınlık okullarıyla ilgili kanunda geçen “…Bu okullarda yalnız kendi azınlığına mensup Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının çocukları okuyabilir.” hükmü kaldırılıyor. Böylece isteyen vatandaş, çocuğunu eğitim için isterse en yakın azınlık okuluna gönderebilecek. Yasanın gerekçesinde toplumsal bütünleşme adına bu adımın atıldığı vurgulanıyor.

Memura yurtdışı eğitim izni

Yeni kanun kapsamında yurtdışına eğitim amacıyla gönderilen memurlar, gönderildikleri kurumların ilgili kadrolarıyla ilişkilendirilip eğitim müddetince kurumlarından ücretsiz izinli sayılacak. Mevut durumda Milli Eğitim Bakanlığı tarafından lisansüstü eğitim amacıyla yurtdışına burslu gönderilen öğrencilerin halen devlet memuru olmaları halinde memuriyetten istifa etmeleri gerekiyordu.

Anadilde eğitim özel okullarda

Demokratikleşme çalışmaları içerisinde anadilde eğitim konusu, yeni hazırlanan ve Başbakan’a sunulan yasa tasarısı içinde yer aldı. Düzenlemede “Türk vatandaşlarının günlük yaşamlarında geleneksel olarak kullandıkları farklı dil ve lehçelerde eğitim ve öğretim yapmak amacıyla ilk ve ortaöğretim kurumları açılabilir.” ibaresi geldi. Bu okullarda eğitimi ve öğretimi yapılacak dil ve lehçeler Bakanlar Kurulu kararıyla belirlenecek. Hangi derslerin bu dil ve lehçelerde okutulabileceği ile bu kurumların açılmasına ve denetimine ait esaslar yönetmelikle belirlenecek.

Müfettişler Ankara’ya bağlanıyor

Denetimler, il Milli Eğitim müdürlükleri bünyesinde ‘denetmen’ olarak çalışan müfettişler ve MEB’e bağlı bakanlık müfettişleri olmak üzere iki kanaldan yapılıyor. Yeni taslakla bu ikilik giderilerek bütün müfettişler ‘Milli Eğitim müfettişi’ statüsüne kavuşturulacak. Eski kanunda madde 30’a göre “(3) İl Milli Eğitim müdürlükleri bünyesinde, milli eğitim müdürüne bağlı olarak eğitim denetmenleri başkanlığı oluşturulur.” Maddesi yeni kanun taslağına göre kaldırılacak. Böylece, il Milli Eğitim denetmenlerine Milli Eğitim Müfettişi unvanı verilerek Rehberlik ve Denetim Başkanlığı bünyesinde görev yapmaları sağlanacak. Ayrıca müfettişler il müdürlüklerinin bünyesinden çıkarılarak doğrudan Ankara’ya bağlanacak. Bakanlık, merkez ve taşra denetim elemanlarının tek çatı altında, Milli Eğitim müfettiş ve müfettiş yardımcısı unvanıyla Bakanlık Rehberlik ve Denetim Başkanlığı bünyesinde görev yapmalarını sağlayacak.